22 Eylül 2012 Cumartesi

''O An''

Ne zamandır içimden geçenleri , kurduğum hayalleri yazmak istiyordum ama nasip bugüneymiş...
Şimdilik ilk hedefim 14.06.2009 Pazar günü saat 09.30 da yapılacak olan ÖSS sonucunda Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesini kazanmak . Fakülteyi bitirdikten sonra eczanemi açmak. Para kazanmaya başladıktan sonra şehirde ilerde popüler olabilecek yerlerden arsalar almak ve bu arsalardan o an en çok para edecek yere zamanın son teknolojilerini içeren bürolar ve daireler yapmak olacak. Pahalıya mal olur diye aklından geçirebilirsin sen hiç tasalanma lise ve üniversite yıllarında edindiğim arkadaşlarımdan mimar , mühendis olanların yardımlarıyla kolayca atlatabiliriz...
İşleri biraz daha ilerlettikten sonra şehre yaklaşık 10km mesafede içine bir mahalle sığdırabilecek şekilde olan toprak almak olacak.Bu toprağa da hızlı bir şekilde hemen bir site yapılmaya başlanacak tabi ki de son teknoloji içine bir okul , en önemlisi birde son teknoloji ile donatılmış bir hastahane açmak... Bizim eczaneyide yanına taşırsak tamamdır. Çevredeki tüm dükkanlara da bir alışveriş merkezi vb gerekli olan şeyler , sadece dükkanları satmasam kirası bana yeter.
O şehrin en gözde mekanı olur dükkanları satmayacağımdan başka eczane , market tarzı yerleri açan insanlarda olmaz...
Bu mahalleninde az ilerini ağaçlandırarak ortasına da kendime küçük bir saray yaptırırım, biz buna saray yavrusu diyelim . Tabi bizim biraz farklı olmamız gerek çatısına bide havuz yaparız.
                     
                              12.01.2009 Pazartesi tarihli yazım, üzerinde değişiklik yapılmadan internet ortamına aktarılmıştır.


Peki bu zamana kadar neler oldu , neler olmadı , neler değişti ? Aradan tam olarak 3yıl 8 ay 10 gün geçmiş. Ben o sınava girdim ama Marmara Üniversitesini kazanamadım hatta sınava bir yıl daha hazırlandım ama bu sefer aklımda eczaclık yoktu . Sınava hazırlandığım süre boyunca masamın önündeki pencerede gözümün takıldığı bir inşaat vardı , her sabah erkenden bi genç geliyor inşaatı geziyor , ustalarla konuşuyor gidiyordu . Ondaki iştahı görünce bende düşündüm neden mimar olmayayım ki ? Hem düşüncelerimle daha alakadar olan bir meslek hem tutkuyla yapabileceğim bir işti... Ben yine sınava girdim ve puanım mimarlığa yetecek kadar değildi , az çalışmışsam demekki... Puanlar açıklandığında ben sınava tekrar hazırlanmayı düşünüyordum , çünkü beklediğim sıralama bu değildi. Tercih zamanı geldi çattı , ben ikna oldum bi yeri yazıp gidecektim üniversiteye bir sene daha sınava hazırlanmak ağır gelecekti . Bir akşam her zamanki gibi biz ailecek çay içerken annem dedi ki ''Neden inşaat mühendisi olmuyorsun ?''  ''O an'' benim hayatımın ya da hayatımın amacına ulaşmak için gerekli olan araçların değiştiği dönüm noktası oldu. İlk başta tereddütlerim vardı elbet sonradan inşaat mühendisi nedir ne iş yapar diye araştırdıkça hükmettiği alanların çokluğu , hayatın içinde ne kadar fazla yerde inşaat mühendislerinin olduğunu görünce içimdeki o kıpırtılar arttı...
Üniversiteyi bitirdiğimde tekamüle eriştikten sonra yurt dışında yüksek lisansımı yapıp beş yıl kadar yurt dışında çalışacağım , gerekli şartları sağladıktan sonra ülkeme dönüp yıllardır hayalini kurduğum projelerimi bir bir gerçekleştireceğim. Mesela yukarıda bahsettiğim yaşam alanı projesinde , en önemli ağırlık verdiğim şey herşeyin teknolojik olmasıydı , o zamanlar teknolojik deyip geçmişim ama ne kadar doğru düşündüğümü şimdi daha iyi anlıyorum , yeşil bina diye de adlandırılan çevreye zararı minumum olan , kendi enerjisini kendisi üretebilen , doğaya saygılı binalar yapacağım. 'Yeşil ve açık mavi' bu alanın herşeyi olacak... Siz hiç bir binanın istenildiği takdirde bir yerden başka bir yere kolayca taşındığını, oda boyutlarının değiştirilebildiğini , gerektiği takdirde katlanabildiğini duydunuz mu ? Hepsi ve daha fazlası olacak...
Velhasıl kelam önemli olan amaçlardır , araçlar zamana göre değişebilir, yenilenebilir. Bu gelişmek için şarttır. Benimde amaçlarımda şaşma yok hayat istediğim gibi devam ediyor , zamana göre araçları değiştiriyorum. 
        
                                                                                                                            22.09.2012
                                                                      

İlunga

Güney Doğu Kongo'da konuşulan Tshiluba dilindeki ''ilunga'' kelimesi...
İlk defasında herhangi bir kötülemeyi affetmeye , ikinci defasında hoşgörü ile karşılamaya hazır olan ; ancak üçüncü seferde asla affetmeyecen kişi.
A person who is ready to forgive any abuse for the first time to tolerate it a second time , but never a third time.
Ayrıca ilunga kelimesi İngilizceye çevirisi en uzun olan kelimedir.

Kim Bu Kapının Arkasındaki ?

Her nefesimde kapımı çalıyor...
Bazan korkuyorum bazen seviniyor...
Kimi zaman kapıyı açmak için son gücümle uğraş veriyorum , kimi zaman o kapı açılmasın diye o kadar istiyorum ki aklıma gelen herşeyi kapı arkasına koyuyorum , adeta onlarla bir duvar örüyorum , mutluluk duvarı. Bilemiyorum ki kim var kapının arkasında, belki içimdeki mutluluktan daha fazlası geldi kapının dışında , bir adım uzağında, ayaklarına kadar gelmiş sadece senin bir adımını bekliyor. Risk almaktan korkuyorsun , bilemiyorsun ki , hadi elinde olanları da alıp götürecek bir yaratıksa...
Kendine de hak veriyorsun ne zaman kapıya baksan farklı bir kapı görüyorsun , bazan tahtadan, eskimiş dokunsan yıkılası bir kapı, kimi zaman , altından yepyeni bakınca adeta gözlerin kamaşıyor. Düşünmeden edemiyorsun acaba kapının arkasındakinden mi kaynaklanıyor...
Kimdir bu neden kalp atışlarımı hızlandırıyor ?

                                                                                                                     
                                                                                                                                  15.06.2011

Benim İçin Önemli Olan Nedir ?

Başarılı olmak , yaptığım her işi kendime göre en iyisini yapmak , kendime göre en iyisini yapayım ki daha mutlu olayım daha mutlu olalım. Misal inşaat işiyle uğraşıyorsam en iyisi ben olmalıyım . En iyisi olmak istememdeki amaç insanları mutlu etmek. Daha kaliteli hizmetler sunabilmek . Restoran işletiyorsam en temizi , lezizi benim restoranım olmalı diye mi düşünüyorum yoksa çevremde bu işi kaliteli yapan pek fazla kurum/kuruluş olmadığı için mi böyle bilmiyorum. Benim için önemli olan nedir ? Ailemin mutlu olduğunu görmek mi , üzülmesini istememek mi ? Dünyada en zengin ben olsam ne fark eder ki ? Para önemli değil demiyorum ama önemsiz de değil .. Parayı istemekteki amaç aldığın hizmetleri daima daha kalitelisini alabilmek , daha rahat yaşamak. Ben ne istiyorum ? Hem fiziksel hem kimyasal diyeceğim şimdi aldığım derslerin etkisinde kalarak ama olmayacak hem içsel hem dışsal olarak güzel , beni ileriye taşıyabilecek bir eş sahibi olmak . Dünyada iyi bir eşin olduktan sonra başka neye ihtiyacın var ki? Para da gelir mutluluk da huzur da kalitede... Ben neden okuyorum ? Sadece '' okuyom ben ya '' demek için değil herhalde . Amaçlarıma araç olsun diye bir işi yapıyorum ama neden en iyisini yapmıyorum ? Ya da tüm insanlık neden böyle düşünmüyor ? Sistemlerde mi yanlışlık var acaba da biz saatlerce kitap başında pinekleyip bu işten nefret ediyoruz ?
        AMACIM ÇOK PARA KAZANMAK DEĞİL , İNSANLARA KALİTEYİ TATTIRABİLMEK.
                                                                   
                                                                                                                             Temmuz , 2012